28 Mart 2012 Çarşamba

Emzik Sorununda Geldiğimiz Son Nokta :(

Bir tanesi yetmiyor artık :(
Şu sıralar Alp ve emzikleriyle başım fena halde dertte :( Bu emzik sorunsalı Alp'i çok sinirli bir çocuk yaptı. Gün içinde emziklerini ona vermemekte direndiğimde aklımın ucundan bile geçmeyecek yaramazlıklar yapıyor. Bugün en son meme yok havhav aldı dediğimde kafama kumandayı yedim. Ciddiyim! Hemde öyle bir emzik falan değil birisi ağzında, ikisi elinde, biri de yedekte yanında duracak. Hepsini hazır asker görmeden huysuzluğu gitmiyor. Bugün artık o kadar bıktım ki bu meme sorunundan ağla bakalım nereye kadar ağlayacaksın..? Sen mi inatçı ben mi dedim..? Sonuç mu..? Alp kazandı.. Çünkü 1saat ağladı, 1 saatten fazlada ortalıkta mutsuz, mızmız gezindi durdu. Alp zaten çok zor uyuyan, her tıkırtıda hemen uyanan bir bebek olduğundan emzik olayını farkında olmadan bıraktırmak istemedim. Şimdi de daha bilinçli ve haliyle en büyük keyfi haline geldi. Biraz önce yatağında kaybetmiş hepsini ve resmen kalktı, oturdu, aradı, anne bul dedi ve tüm bunları gözleri kapalı yaptı. Anne hepsini tamam edincede yeniden yastığa kafayı koydu mutlu mutlu uyudu. Bazen uykuların en derin yerinde bir feryat ne oldu Alp..? memmi yok.. hadi ara bul.. Yani çok rahat ettik biz bu emziklerle ama bıraktırma aşaması tam bir muamma. 

Diğer taraftan diş yapısı içinde artık bırakması lazım. Deneyimli anneler, uzmanlar ise kendisi istediği zaman bıraksın diyorlar korkuyorum ya hiç bırakamazsa..? Yavaş yavaş soğutma girişimlerim başladı. Geçen gün bir tanesini kesip içine çay doldurduk bak böcek falan, möcceeek dedi aldı ağzına soktu. Yıkamam içinde bana geri verdi. Aptalmı sandınız beni der gibi.. Gülsem mi ağlasam mı gerçekten bilemiyorum artık. Bu çocuk beni çok şaşırtıyor...

Bununda mı bir zamanı var. Çocuk büyütürken de herşeyin bir zamanı var. Eeee bekliyelim o halde.. Alp'in paşa günlü ne zaman vazgeçerse....

 

 
27 Mart 2012 Salı

Hayat; Çok Hızlı Gidiyorsun! Yavaşla Biraz...


Hayat; sana söylüyorum çok hızlı gidiyorsun..! Yavaşla biraz, ayak uydur bana..!! Bugünler de çok fazla söylüyorum bu cümleleri. Evdeyim ve hayatımın toplamında olmadığım kadar hızlı geçiyor zaman. Alp’in uykusu, yemeği, alış verişi, oyun saati, banyosu, yatma saati, o saati bu saati derken bir de bakıyorum ki benim hayatımdan saatler gitmiş. 
26 Mart 2012 Pazartesi

Adsız Kahramanım'a...

En sevdiğini sonsuzluğa vermiş olan birini nerde görsem tanırım. Gözlerinde ki hüzün aynıdır benimle ve diğerleriyle. Adını, lakabını söylerken gözler kayar hep başka tarafa, sesler titrek, vurgular hüzünlü, avuç içleri terler, doluverir göz bebeklerine bir dolu yaş...
Adsız kahramanım; ben de senin cümlelerini aynı duyguları yaşayarak, hissederek, anlayarak okudum. Buraya gelip sessizce çığlık attığın için mutlu oldum, yazımın seni üzmesi dışında sana hissettirdiklerine mutlu olarak okudum. Kaybettiğin anı yazdığın cümlelerini birebir yaşayarak, irkilerek ve ağlayarak okudum...Evet belki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, sıcacık elleri tutmayacak bir daha ellerini ama bir zaman var.. Sabırla beklemen, beklemem gereken bir zaman var. O gün geldiğinde yeniden bir arada olacağız. Sonrasında ölüm hakkında yaptığım bir dolu araştırmanın bana verdiği ya da sadece benim anladığım, onlarla yeniden bir araya geleceğimiz günün var olduğunu bilmek oldu. İşte o güne kadar anılar, hatıralar bizimle yaşayacak hep. Daima hatırlayacağız....
Duygularını bu kadar güzel ifade ettiğin için teşekkürler... İzninle bu kadar duygulu cümleleri birilerini kaybetmiş diğer insanlarla paylaşmak istediğim için kayıt altına almak istedim..
Selam ve sevgilerimle...
 
23 Mart 2012 Cuma

Anne ve Çocuk aynı anda hasta olurlarsa...


Hasta olan her çocuk anneye daha düşkün hale gelir. Bu hep böyledir. Siz olmadan uyumaz, oynamaz, yemez, eli kolu hareket bile etmez. Hafta başından beri Alp’in başına musallat olan burun tıkanıklığı, akıntısı yolunda giden hayatımı bir anda alt üst ediverdi. Bir daha asla ooh be her şey yolunda demeyeceğim bu lafı ettiğimin ertesi günü bir şekilde hayatımız değişiyor. Bir aydır düzene giren yemek saatleri, iştahı, uykusu vs her şey minicik bir burun tıkanmasıyla bu denli değişir mi..? Değişiyormuş sevgili okur. Tüm bunların üzerine birde anne hasta olursa ne olur peki..? 
19 Mart 2012 Pazartesi

Pazar Gününün Ardından...



 Ana haber bültenlerine konu olan Ankara güneşini görür görmez yataktan kalktığımız gibi dışarıya atlayan gruptanız bizde. Hatta öyle abarttık ki güneş gidecek diye kahvaltı masası olduğu yerde kaldı, ev kapıya kadar çıktık dışarıya. Çıkalım da yolda konuşuruz demiştik nereye gideceğimizi, yollar bizi yine tunalı’ ya götürüverdi. Bu kez babaanne, dede ve büyük anneannemizle birlikte.

16 Mart 2012 Cuma

Geceye Bir Not...


 EYLÜL'DE GEL...


En sevdiğim, dinlerken kendimi kaybettiğim bir ses, bir albümdür Göksel-Hayat Rüya Gibi.. Bu gece dokundu yine kalbime. Uykusuz geçip sabahı görecek olduğum bir geceye en çok onun sesi yakışır. Kaybolur, küçülür giderim hayal dünyamda. İşte o şarkılardan biridir ‘’Eylül’de Gel’’ birkaç satırında şöyle der;

Yapraklar solarken
Adını anarken
Bekletme ne olur
Gelmek zamanı gel
Yok, yok, yok
Gitme, gitme gel
Eylülde gel……

Ne gitmesine razıdır gönül, ne gel diyebilir. Sonbaharda gel, gelmek zamanı gel.. Sen yeter ki gel de mevsimin önemi yok diyor aşık.
Bütün aşk şarkıları giden sevgilinin ardından yazılmış hep. Yan yana olan iki insanın aşkını anlatan bir aşk şarkısı dinlemedim hiç ben. Hep birini yok etmek gerekir kıymetini bilmek, yokluğunu hissetmek için. Yanı başımızdayken kıymeti yoktur geçen zamanın. Yitirip bulduğunda ise en büyük düşmanındır zaman…



Kız Çocuk Annelerine :)

Bebek pembesiyle hiç aram yoktur ama bu küçük prensesin odasını, ve bu kadar hoş detaylandırılmasını çok sevdim...


14 Mart 2012 Çarşamba

İnsan ruhuna iyi gelen mekanlar...

Çok basit bir tasarım ama hoş görünüyor.



































Bu aralar evde dekorasyon işleri ile fazla haşır neşir olunca fikir almak için birçok yabancı bloğuda ziyaret ettim.. İzlediklerim beni bambaşka yerlere götürdü...

Buyrunuz işte onlardan birkaçını sizde görün istedim;


13 Mart 2012 Salı

Alp 20 aylık...

Gülen yüzüm, ömrüm...
















Hergün yeni bir şeyler öğrendiği dönemde. Meraklı, taklitci, cümleci, oyuncu, aklı bir karış havada.. Küçücük kelimeleri ağzına öyle güzel yakıştırıyor ki birkaçını not düşmeden edemedim;

* Korba (Çorba)
* Patpat (Patates)
* Akkım (Aşkım)
* Kaem (Kalem)
* Dadu (Nercu)
* Ku (Çikolata)
* Suduydu (Su)
* Süttema (Süt)

Her Kadın Bir Sanatçıdır...


Yorgunum… Oturduğum şu sandalyeye kendimi öyle bir sabitledim ki. Genel anlamda kanepe, yatak vs gibi yerlere uzanıp bilgisayarımı da kucağıma alıp yazmayı seven biri değilimdir. Tüm eklemlerimin ağrıyor olmasına rağmen yine masa başında her zaman ki köşemde hem sokağımı seyredip hem yazmaya gayret ediyorum. Yanı başımda en sadık dostum kahve fincanım içinde nefis bir filtre kahve, dokunuyoruz birlikte klavyenin tuşlarına. 
10 Mart 2012 Cumartesi

Yağmur İnsanlar...


Sevgili Blog; 

Bugün yine üzgünüm hem de çok :/ Anne olduktan sonra ben belgesel seyredemeyecek boyutta duygusal bir insan halini aldım evet bu doğru. Ama bir çocuğun karşımda azarlandığını görmek, dayak yemesine tanık olmak, hele de cimciklenmesini izlemek kadar hiçbir şey içimi acıtamaz. 
9 Mart 2012 Cuma

Herkes Bir Gün Yalnız Kalır...


Annem, babamı kaybettiğimiz gün bir laf etmişti; ‘’ bir tek nefes olsaydı da şurada yatsaydı keşke, gözlerimin ışığı söndü. ‘’ öylece duraksamış, afallamış ne demek istediğini anlayamamıştım. İnsan hiç ölmeyecek, yitip gitmeyecekmiş gibi yaşar hep. Kimse düşünmez 20’li,30’lu yaşlarında yalnız kalabilme ihtimalinin de var olduğunu. Ne vakit ki yaş 35 olur yolun yarısı biter o zaman bir an aklımızdan geçirir sonra bakarız hayatın tadına yine. Hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşarız hayatı. Boş duvarlar, tek tabaklı yemek masası, soğuk yatak, emanetlerimiz kendi hayatlarında. Belki özel günlerde, bayramlarda birer saatle sınırlandırılmış ziyaretler. Pencere önü çiçeği, ağaç gövdeleri anlar o zaman bizi. Kendi kendine konuşur hale gelir insan. Sudan çıkmış balık gibi çırpınır, çığlık atar ama kimseye duyuramaz. 
8 Mart 2012 Perşembe

8 Mart Emekçi Kadınlar Günüdür, üstünüze alınmayınız…


KADIN

Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde
yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.

O benim kollarım, bacaklarım. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır.

Nazım HİKMET

6 Mart 2012 Salı

Çocuklar Kıyasa Girmez...

Bugün yine değişik bir gündü. Bazen hani uykusuzluk falan derken herhalde ben çok alınganım diye düşünüyorum. Sonra çok da haksız olmadığımı düşünüp yine kendi kendime konuşmaya başlıyorum. Çocuğum olması ile ilgili bir durum olmaması ile birlikte her türlü, her yaştan, her cinsten insanın başka bir insanla kıyasa sokulması durumundan nefret ederim. Bunu yapan kişi veya kişilerin yanından kaçar gibi uzaklaşırım. Ve bir daha görmem. Bu duruma düşen aile fertlerini olabildiğince sert bir dille uyarırım ki tekrarı pek yaşanmadı şimdiye kadar.
5 Mart 2012 Pazartesi

Alp'le İlk Günler...

Yorgun 1 aylık



Alp’le hastaneden eve geldikten sonra anneanneler, babaanneler sağ olsunlar bizi sudan çıkmış balık gibi yalnız bırakmadılar. 2010 Temmuzunun en sıcak yakıcı günleriydi, bir gün bile yattığımı hatırlamıyorum. Kelebek gibi sürekli Alp’in üzerindeydim. Kızım bırak altını biz alalım sonra zaten hep sen yapacaksın diyenlere öfkeyle bakıyordum. Acıksın acıkmasın sürekli emziriyordum, uzun süre uyuduğunda gidip uyandırıyormuşum ki ne büyük bir yanılgı olduğunu çok sonra anladım :)
Gelenler, gidenler, misafirlerimiz bir taraftan Alp’i besleyebilme savaşlarım günler geçip gidiyordu ve Alp hızla büyüyordu. O kadar çabuk değişiyordu ki yüzünü her gün gördüğüm halde hayretle, Aşk’la seyrediyordum onu. Doğumdan bir ay sonra ramazan ayı başlayacaktı bu sebeple tam 40 gün sonra evimizde oğlumla baş başa kaldık. Hayat ikimiz içinde şimdi başlıyordu. Kalabalıkla, yardımcı olanlarla pek anlamamıştım ama artık her haliyle bana muhtaç bir bebek vardı. Alp çok gazlı bir bebek olduğu için ilk günlerde gerçekten kabus gibi geceler, sabahlar yaşadık.






2 Mart 2012 Cuma

Karlar ülkesinin prensi :)

Alp'in karla ilk tanışması, evimizin önüne bağlanan sahipsiz balonlar ve küçük mutluluklar...
Ağlamalar, sinirlenmeler vs..














Bazen; Gün Kötü Biter...

Bir türlü çıkmak bilmeyen köpek dişleri Alp’e ve bana huzursuz geceler yaşatmaya devam ediyor. O kadar kötü ki bakmaya bile dayanamıyorum kim bilir ne kadar ağrısı oluyor. Kıpkırmızı patlaması an meselesi ama patlatamıyor. Yaklaşık bir aydır düzene giren gece uykularımızı kabusa çevirdi. Geceleri 4-5 saatlik uykularla tüm günü geçiştirmeye çalışıyorum. Başarıyorum da, bir şekilde. Sağlıklı uyku uyumayınca insan yemeden içmeden de kesiliyor. 

Takip Ettiklerim

Popular Posts

En Son Okuduklarımdan

  • Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler
  • Çocuk Davranışlarındaki Korkuyu Tanımak ve Baş Etmek
  • Çocuğunuz Sizden Ne Bekliyor?
  • Bebeklikten Çocukluğa Geçiş
  • Küçük Mucizeler Dükkanı
  • Limon Ağacı

Blogger Anneler

Bu blogda yayınlanan yazı,fotoğraf ve videoların tüm hakları saklıdır.Bu yazı,fotoğraf ve videolardan alıntı yapılması ya da ismimin yazılı,görsel ya da elektronik ortamda kullanılması halinde yetkili Türk mahkemeleri aracılığıyla hukuki işlem yapılacaktır.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 

Blog Template by BloggerCandy.com