28 Nisan 2012 Cumartesi

Geç Kalmayın, Kan Verin!!!


Sıradan bir gün.. Her şey olması gerektiği gibi gidiyordur. Mutlu ya da mutsuz gereksiz şeyleri dert edinerek geçiştiriyorsunuzdur hayatı. Sahip olamadıklarınıza üzülüp daha çok çalışıp para kazanmalıyım diyerek hırs oyunları oynuyorsunuzdur. 

9 yaşındaki oğlunuza, ya da kızınıza iyi geceler dileyerek öpmüş normal bir güne uyanmak üzere odasında yalnız bırakmışsınızdır. Gece hastayım diyerek yanınıza gelen çocuğunuzu biraz ateşin var bir tanem ateş düşürücü verelim hadi yatalım diyerek kendi yatağınıza alırdınız belki. 

Sabaha karşı daha şiddetli ateş, halsizlik ile geceyi bu şekilde atlatan çocuğunuzu apar topar hastaneye yetiştirirsiniz. Gerekli tetkikler yapıldıktan sonra normal bir şekilde doktorunun  ‘çocuğunuz biraz üşütmüş şu ilaçları alın’ demesini beklerken bir den, aniden, bıçakla bir yerinize derin bir yara açılmış gibi ‘ çocuğunuz kanser’ der doktorunuz. Dünya başınıza yıkılır o an. Yer ayrılsa da  içine girsem diye düşünürken doktorunuz size uygun ilik bulunmadığı takdirde yavrunuzu 4 ay içinde kaybedeceğinizi açıklar. İkinci yıkım.
Daha büyük, daha acı, daha derin bir bıçak izi bu kez yüreğinizi delip geçmiştir.

26 Nisan 2012 Perşembe

Herkesin Çocuğu Kendine...


Havaların iyice ısınmasıyla birlikte sokak zamanı da başladı bizim için. Alp gözünü açar açmaz park diyor artık. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim parka kamp kurma fikrim var benim :) Neyse.. 
23 Nisan 2012 Pazartesi

Sen iyi ol da, hep yaramazlık yap :)


Bazı çocukları annelerinin kucaklarında sessiz sakin otururken gördüğümde hep özenmişimdir, bazı çocukların ağzına ne uzatırsanız ağızlarını kocaman açmalarına özenmişimdir, bazı çocukların söz dinleyerek denileni yapmalarını hep takdir etmişimdir. Alp bu gruba dahil değil. 
18 Nisan 2012 Çarşamba

21 Ay Kaldı Geride...



 Dile kolay, bana zor 21 ay geldi geçti. Alp kocaman bir çocuk oldu. Bebekliği bitti, çocukluğa geçti. Hayatının en güzel aylarını sürmeye devam ediyor. Sağlıkla, mutluluklarla inşallah. Her gün daha fazla keşfediyorum onu. Hiç bitmiyor, an be an çoğalıyor. 

Ben mi öğreniyorum bir şeyler ondan yoksa ona mı öğretiyorum bazen gerçekten bilmiyorum. 

16 Nisan 2012 Pazartesi

Bahar Temizliği Başlasın, Bebek Odaları Değişsin :)


Havalar henüz ısınamamış olsa da baharın geldiğini artık kabul etmek isteyenlerdenim. Eğer sizde öyleyseniz ve bu yakınlarda evinizde bahar temizliğine başlayacaksanız, bebek odalarınızda birkaç değişiklik yapmak niyetindeyseniz ekteki miniminnacık detaylara dikkat edin derim. Güzel fikirler, iç açıcı renk kombinasyonları var :)

Kolay Gelsin... 



13 Nisan 2012 Cuma

Tracy Hogg ile emzik bırakma macerası :)


Evet, bu bölümde başlıktan da anlaşılacağı üzere Alp’in emzik bırakma günlüğünden birkaç satır karalayacağım. Daha önceki emzik sorunsalı ile ilgili yazdığım yazımın ardından Alp emzik olayını iyiden iyiye abartınca canım daha da sıkıldı. Sokakta, markette, evde, orda burada Alp’i gören insanların ‘’ a aaa ne ayıp sen hala emzik mi emiyorsun’’ demelerinden de artık fenalık geldi. Bu durumda Tracy sağ olsun evimizin uzman bebek bakıcısı oldu artık bizden biri. Ondan tracy diye bahsediyoruz, bizim Tracy canım… :) neyse.. Hikayeye başlayayım. 
8 Nisan 2012 Pazar

Anneler insan üstü varlıklar mıdır..?



Geçenlerde bir gün ‘’anlayışsızlık bir hastalıktır’’ diye bir twit atmıştım. Çok fazla geri dönüşü olmuştu. Herkes farklı açıdan bir şeyler karalamıştı ama herkes dertliydi aynı konudan. Herkes anlaşılmıyordu eşi, annesi, babası, kardeşi, çocuğu, komşusu tarafından. Bugün yine aynı cümleyi kurdum kendi kendime, bu kez sessizce paylaşmadım kimseyle. Aslında her gün düşünüyorum aynı şeyi sadece söylemekten yoruldum. Sonucu yok çünkü anlaşılmıyorsun.
İnsanın en yakını tarafından anlaşılmadığını düşünmesi ise tam bir fiyaskodur. İnsanı bunalıma taşır. Neyse buraya kadar çok ciddi bunalım bir yazı oldu :) Değiştirelim biraz.. İçime fenalık geldi. Zaten sıkıntılıydım iyice kararttım içimi. 
5 Nisan 2012 Perşembe

Bebekler için Sütlü Domates Çorbası

Eve yeni gelen birinin buzdolabı fare girse kafasını kırar hesabı olur, bilirsiniz. Bende dün minik adamım uykudan uyanınca ne yicek şimdi diye düşünürken aklıma annemin sapancada Alp'e pişirdiği çorba geldi. Malzemelerde tamamdı hadi yapayım dedim. Sizde miniklerinize yapın diye bu lezzetli çorbayı sizinle de paylaşmak istedik :)



Sapanca Rüyası...

Hiç bitmeyecekmiş gibi devam eden kışın ardından hafta sonu temmuzdan bir günü yaşadık sanki. Biz tüm kızlar sözleştik ve geçen hafta sonunu Sapanca'da annemde geçirdik. Sokaktan eve zor girdik desem yeridir. Çıplak ayaklarımızla çimlerde dolaştık, ormanda uzun yürüyüşler yaptık, son kestaneleri topladık, piknik yaptık, en unutulmazı ise semaverde akşam çaylarının keyfiydi. İnsanın sevdikleriyle birlikte olmasının huzuru başka şeyde yok. Bende bir çocuk, büyük ablamda bir çocuk, diğer ablamda iki çocuk evde toplam 4 çocuk elbette yaramazlıklar yapıldı. Alp sürekli olarak abilerini, ablasını model aldı kendine. Onların hareketlerini birebir kopyaladı. Bakumaaan diyerek elinde ne varsa fırlatmaya başladı :) Arada sırada kavgalar çıktı, hesaplaşmalar yapıldı. Ama son gün herkes birbirinden ağlayarak ayrıldı. Ama anneee çok az görüştük okula gitmesem nolur sanki ile başlayan cümleler arabaya binip uyuya kalana dek devam etti. 

Takip Ettiklerim

Popular Posts

En Son Okuduklarımdan

  • Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler
  • Çocuk Davranışlarındaki Korkuyu Tanımak ve Baş Etmek
  • Çocuğunuz Sizden Ne Bekliyor?
  • Bebeklikten Çocukluğa Geçiş
  • Küçük Mucizeler Dükkanı
  • Limon Ağacı

Blogger Anneler

Bu blogda yayınlanan yazı,fotoğraf ve videoların tüm hakları saklıdır.Bu yazı,fotoğraf ve videolardan alıntı yapılması ya da ismimin yazılı,görsel ya da elektronik ortamda kullanılması halinde yetkili Türk mahkemeleri aracılığıyla hukuki işlem yapılacaktır.

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 

Blog Template by BloggerCandy.com